Fani ile Baki Olan Arasındaki Fark...

2011-10-11 11:47:00
Fani ile Baki Olan Arasındaki Fark... |  görsel 1

  Hayat herhangi bir faniyi haddinden fazla sevip peşinden gözyaşı dökecek kadar uzun ve değersiz olmasa gerek.. Kıymetli gözyaşlarınızı ve kalbinizi hakiki sahibi olan Allah'a saklayın. Gerisi hikaye.. Zαнidє Bαşαк Devamı

İki Karılı Fahri Efendi

2011-09-28 10:54:00
İki Karılı Fahri Efendi |  görsel 1

  "Hoppala! Kim bu Fahri diyeceksiniz?"  Tahmin edebiliyorum. Daha önce tanışmadıysanız tanıştırayım. Tavsiye üzerine seyrettiğim 2008 Endonezya yapımı orjinal adı "Ayat Ayat Cinta" olan "Sevgi Ayetleri" filminin baş kahramanı pısırık karakter. Ne istediğini kendisi bile bilmeyen güz yelinde yaprak misali savrulmayı haya duygusu kılıfıyla örtmeye çalışan 18'ini bitirmiş de 19'undan gün alıyormuş gibi görünen bir tıfıl tarafından canlandırılan sözde saf aslında pek de o kadar masum olmayan tip. Fahri "ruh eşimi buldum" derken kesinlikle düpedüz yalan söylüyor. Çünkü filmi seyredenler rahatlıkla görebilir ki onun ruh eşi komşusu Maria. Hiç tanımadığı halde sürmeli bakışlarıyla peçenin ardından oyarak ve muhatabını efsunlayarak bakan Ayşe ile ortak ne gibi özellikleri olduğunu sorsanız Fahri Efendi bile bilemez.  Çünkü o Ayşe'yi diğer kızları tanıdığı kadar bile tanımıyor. Kızımız peçe ardından kaç kere baktıysa her defasında efsunladı salak oğlumuzu. Ve çarçabuk nikah masasına oturtmayı başardı.. Peki Fahri kendisiyle arkadaşlık yapan ve yakın alaka gördüğü kızları yaptığı bu acele izdivaçla yıkıp geçmiş ve onlara haksızlık etmiş olmuyor mu? Ama yine haya kılıfı salaklığın önüne geçip bu hatayı da telafi edecek ki baş karakterimiz zirveye otursun. Senarist veya yazar bizi kendisi gibi salak zannediyor olmalı. Ya kardeşim nerede görülmüş hristiyan birisine üstelik bir kadına müslümanların selam verdiği veya aldığı. Bu filmde bu da var. Maria Hanım selam veriyor diğerleri de normal birşeymiş gibi alıyorlar. Ayrıca filmde bir şeyh karakteri var ki akla zarar. 90'lı Yıllardaki Kung fu filmlerinden fırlayıp çıkmış gibi çenesindeki beyaz sakalıyla &q... Devamı

Hayatımız Dizi

2011-09-27 11:36:00
Hayatımız Dizi |  görsel 1

  Dizi seyretmiyorum. Dizi seyretmek yerine hayatın içindeki insanların dizi tadındaki hayat hikâyelerini dinlemek ve uzaktan seyretmek için vefakâr ve fedakâr dostluklar kurulmasını tavsiye ediyorum. Hem bu sayede sanal olanları seyretmekten kurtulup gerçek olana elle gözle kulakla dokunma fırsatı buldukları için halinden her daim memnuniyetsizlere lütfeder de Rabbim şükürlerini arttırır.. Kim bilir.. Sahip olduklarımızın kıymetini bilmek dilek ve duasıyla.. Şükrünüz daim ve ziyade olsun efendim.. Zαнidє Bαşαк Devamı

İnsan ve Hayvan

2011-09-03 11:58:00
İnsan ve Hayvan |  görsel 1

  “(Allah’ın) sizi yaratmasında ve (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda, (ve her canlıyı uygun ortamlarına göre yaymasında) kesin iman eden bir kavim için âyetler (nice ibretler) vardır.” Casiye Suresi 4. Ayet Siz hiç ağrıyan bir yerinden insan gibi yakınan bir hayvana rastladınız mı? Ya da kopan bir uzvu nedeniyle çevresindeki kendi cinsinden hayvanlara kin kusan bir mahlûka? Ya da sahip olduğu bağlandığı kimseleri kaybettiği için, kendisini yaratan Allah’a isyan eden bir başka hayvana? Hayvanlardaki tevekkül ve sevgi duygusu bir çok insandakinden kat be kat üstündür herhalde..İçinde bulunduğu kendisine sunulan şartlar altında yaşamını mutlu mesut geçirmeye çalışır. Hiçbir zaman halinden şikâyet etmez. Hayata küsmez..İnsanlara karşı kin beslemez. Birçok zaman yaşadığı olumsuzlukların yegâne sebebi insanlar iken, kendisine az da olsa yemek ve su veren insanlara her defasında güvenmeyi tercih eder. Peki, eşref-i mahlûk olan bizler neden sürekli isyan, şikâyet ve memnuniyetsizlik içinde yuvarlanıyoruz? Gördüğümüzde “ıyyy” deyip uzağından geçtiğimiz sokakta biçare yaşayan hayvanattan birçok dersler alabilecekken neden uzaklaşmayı tercih ediyoruz? Yoksa hayvanların bize ibret olması için yaratıldığından mı habersiziz? Akıl sahibi ve mükellef olmanın bilincinden uzak Dünya’nın hayhuyu içinde kaybolup gitmek, bir kelp kadar mütevekkil olamamak insan kılığında gezen birçokları için bir züldür aslında..Elbet fark edebilene.. Akıl sahibi olmak çoğunlukla tehlikeli bir araziye girmiş olmakla eşdeğer.. Mükellef tutulan ile müsahhar kılınan arasındaki farkı özetlemek için birçok zaman gözlerinin güzelliğ... Devamı

Yağmurun Düşündürdükleri…

2011-09-03 11:10:00
Yağmurun Düşündürdükleri… |  görsel 1

  Yağan yağmurda ağlayan gökyüzü gibi ben de gözyaşı dökmek isterim. Nedendir bilmiyorum. Ama bana göğün gürlemesi sanki umutsuz bir savaştaki yitik onca yüreğe rağmen çarpan kalplere zaferin habercisi gibi gelir.. Yağmur sanki benim içime yağar..Kokusundan nefret ederim aslında..Ama yağmur, yağan ince taneleriyle bereketin ötesinde anlamlar taşır.. Yere inen her damla “sizi önemsiyorum” mesajını taşır gören gözlere.. Altında ıslanan garibanların çığlığı gibidir göğün gürlemesi.. Belki de sadece lisan-ı hal ile “Bin yıllık uykunuzdan uyanın! Niye var edildiniz? Ezel bezmindeki sözünüzü hatırlayın” demektedir hisseden gönüllere.. Yağdırdığı yağmurlarla havanın soğuğunu rahmetiyle ılıştıran, hararetini lütfuyla serinleten Rabbe şükürler olsun.. Bunca günaha isyana tuğyana rağmen, rahmetini üzerimizden esirgemeyen Allah’ımıza gerektiği gibi şükürler etmeye kalksak sabrımız yetmez. Tahammülümüz lütfuyla arttırılsa  ömrümüz kifayet etmez.. Oysa O sınırsız gücünü Rahman isminin tecellisi olarak biz acizlerin üzerinden eksik etmiyor, türlü ihtiyaçlarımızı fark ettirmeden gideriyorken, biz nelerle uğraşıyor? Hangi meşguliyetlerin peşinde sürükleniyoruz? Hiç düşündük mü? Zαнidє Bαşαк ... Devamı

Ruhumuzun Bakıma İhtiyacı Yok mu?

2011-08-26 08:23:00

Tesettür mevcut olanı örtmeyi amaçlıyorsa, olmayan bir güzelliği süreli de olsa temine çalışmaya ne demek lazım sizce? Sahtekârlık sayılmaz mı? Bu nedenle makyajın ve bilumum güzelleşme sahtekârlıklarının tesettürün ruhuna aykırı olduğuna inananlardanım. Asıl güzelliğin tende değil ruhta olduğunu unutanlar güzellik uğruna birçok eziyete katlanmaya göğüs gerebiliyorlar. Yüzü herkesten fazla güzel ama huyu çirkin, öyle insanlar vardır ki, yaşadıklarınızın bilinçaltında bıraktığı izler nedeniyle, benzerleri görüldüğünde hiçbir anlam veremediğiniz bir soğukluk yaşatırlar muhatabınıza karşı. Dış görünüşe aldanıp, kurulan yuvaların sağlıksızlığı da buna bağlı olsa gerek. Yüz güzelliği kalıcı olamaz. Ama ruh güzelliği, iç dünyanın bakımı yapıldıkça, eksilmeyen artan bir memba gibidir. Ruh güzelliği, helal lokmadan, faydalı ve bid’atlerle kirletilmemiş ilimden, güzel ahlaktan ve salih amelden beslenir. Maneviyattan uzaklaştıkça, nesnelerin tüketimi kadar insan, arkadaş ve ahbap tüketimi de hızlanmış durumda maalesef! Eşya ile kurduğumuz ilişkiler canlılarla kurduğumuz ilişkinin bir önceki aşaması niteliğinde adeta..Mevlevi kültüründe üzerinden çıkartılan kıyafetin, onu soğuktan sıcaktan koruması ve setretmek suretiyle kişiye hizmetine hürmeten, katlandıktan sonra öpüp başa konmak şeklinde saygı görmesi, eşyaya hürmetin doruk noktası olsa gerek. Düşünün bu terbiyeyi içselleştirmiş bir kimse, insana nasıl muamele eder? 28 Şubat sonrası kıyafetler seneler içinde eski tabirle "suya girmiş gibi" çekti. Daralan ve kısalan kıyafetler modayı takip ediyor olmanın bir belirtisi addedilmeye başlandı. Gerçek anlamda tesettü... Devamı

Tesettür Out, Kafa Bohçalamak İn

2011-08-26 08:11:00

Bir zamanlar başörtüsü mücadelesi verenlerin bugün başlarını örtecek büyüklükte bir bez parçasını kafalarında taşımadıklarından naşi, artık çoğunun mücadelesi tamamen isyankar bir ruhun yasaklara karşı inatçı protest duruşundan öteye gitmiyor maalesef! Hem sistem istiyor diye başını açıp hem de başörtüsü için mücadele etmek, tiryaki olup sigarayla mücadele etmek gibi abes bir durum olacağı için artık mücadelenin adı duyulmaz oldu. Başını sıkı sıkı kapattıktan sonra, zar zor diz kapaklarını örten bir etekle sokağa çıkıp “nasılsa naylon çorabım var “diye kendini avutanlar, mendil misali eşarpları kafasına binbir zahmetle oturttuktan, suratını da kat kat badanaladıktan sonra dikkatleri üzerinde toplamak için örtüsünün ucunu cami minaresine nazire yaparcasına sivriltip yahut kafasının tepesine tam da hadislerde bildirilen tipte küçük çaplı deve hörgüçleri yerleştirip “ne kadar da şık olmuşum değil mi“dercesine vitrin camında kendini seyredenler bilseler, elalem hatta ne kadar aynı zihniyetteyiz tartışılır ama muhafazakar kesim bile ağzı açık vaziyette ağlanacak hallerine hayretle karışık gülüyorlar… Kafasına bir örtü takmak suretiyle kapandığını  zannedip “alın size tesettür” diyenlerin tam da 28 Şubat’tan sonra türemeleri sizce de manidar değil midir? Tesettür emrini sadece başörtüsüne indirgemek suretiyle dosta düşmana sevimli gösterebilmek adına kağıt mendil ölçülerine kadar ufalttığımız bu mukaddesimizi bir gün mandırakenin sihir yapıp kaybetmesine gerek kalmadan çoktan içini boşaltarak yok ettik zaten. Başlarını örttüğünü sanıp, dizlerine kadar bacaklarını ... Devamı

Hayatın Kıyısındayım

2011-08-26 08:06:00

Hayatın kıyısındayım. Hızla akan suyu seyrediyorum. Deli dalgalar ürküttüğü için uzaktan bakmak yetiyor bana. Sadece seyrediyor ve bu çılgın dalgalar arasında yüzmek zorunda olmadığım için şükrediyorum. Her an bir fırtına çıkabilir ve ben azgın dalgalarla boğuşmaya mecbur olabilirim. İstemesem de su beni uzaklara sürükleyebilir. İsmini bilmediğim bir mahluk tarafından parçalanabilir ve bir makberden bile mahrum kalabilirim. Hayatın kıyısındayım. Araya koyduğum mesafeler sayesinde denizin şerlerinden mahfuz ve ılık meltemlere muntazırım. Esen yel yavaşça okşuyor yüzümü. Kıyıdan bir taş alıp suya fırlatıyorum. Büyürken uzaklaşan haleler neşelenmeme vesile olurken, Deniz rüzgardan nasibini alınca başlayan şiddetli dalgalar seyri güzel bir manzara gibi karşımda duruyor. Hayatın kıyısındayım. Deniz durgun. Hava sakin. Şiddetli rüzgarlardan eser yok. Ne zamandır seyrettiğim denize biraz daha yaklaşmak istiyorum. Ayaklarım suya değiyor ilk defa. Suyun serinliğini içime kadar hissettiğim bir anda, ayağımı bastığım sırada kırık bir deniz kabuğu arı sokmuşçasına acıtıyor canımı. Kanayan tabanımdan akan kandan ziyade umutlarımmışçasına geri çekiyorum sudan ayağımı. Su bilmediğim tehlikelere de gebeymiş meğer.. Hayatın kıyısındayım. Kanayan yanlarımı tamir ettim mi bilinmez hala kıyısından seyrediyorum hayatı. Benim için hala birçok bilinmezle dolu sulara dalmak sanıldığından çok daha tehlikeli ve deniz dibinden çıkartılıp çıkartılmayacağı belli olmayan inciler için değmeyecek kadar anlamsız. Hayatın kıyısı emniyetli ve serin. Tüm tehlikelerden güvenli ve rahat. Emin bir rehber eşliğinde seyrü sefer yapan güvenli bir gemi bulana dek suyu uzaktan seyretmek en güzeli…   Zαнidє Bαşαк ... Devamı

Ebeveyn Sendromu

2011-08-26 08:00:00

Çocuklu arkadaşlarınız varsa size sık sık yukarıdaki fotoğraftaki ebeveynlerden birisi gibi hayretle baktıklarını gördüğünüz için bahsedeceğim hususlarda bana hak vereceksinizdir. Ama hâlihazırda evli ve çocuklu üstelik de evebeyn sendorumu yaşıyorsanız aşağıda bahsedeceklerim epeyce canınızı sıkabilir. Benden söylemesi.. Çocuk sahiplerini anlamak neredeyse imkânsız. Çünkü varsa yoksa dünyaları hep evlatları oluyor. Konuştukları zaman çocuklarından söz açıyorlar. Kibarca ve hissettirmeden mevzuyu değiştirmeye kalkarsanız, lafı bir yerinden döndürüp dolaştırıp yine evlatlarına getirmeyi ustaca başarabiliyorlar.. Sohbet ederken kendilerini o derece kaptıran ebeveynler mevcut ki, onların gözünde her yaptığı hoş gözüken çocuklarını karşılarındakilerin mütemadiyen dinlemekten sıkılabileceklerini akıllarından bile geçirmiyorlar… Aslında bu durum iş tutkunları ve kendince başarıları ile iftihar edenler için de söz konusu ama, bu konuda hiçbirisi anne baba olanlarla boy ölçüşemezler zannediyorum. Tecrübeyle sabit evcil hayvanı olmayan yahut gerçek anlamda hayvan sever sayılmayan birisine devamlı olarak hayvanlarla yaşadığınız çok enteresan hatıralarınızdan anlatsanız bile sizi birkaç dakikadan fazla dinleyemezler. Bunu bilen hayvan severlerin hiçbir ortamda fazladan sohbet açtıklarına ve muhataplarını zor duruma soktuklarına şahit olmadım. Ancak hayvanlarını çocukları kadar seven başka kimseler bulduklarında yahut karşılarında meraklı birilerini gördüklerinde uzun sohbetlere girişiyorlar. Ama ebeveynler öyle mi? Çocukların gece kendilerini uyutmamaları, gündüz rahat bırakmamaları, peşlerinden ağlamaları veya ağlamamaları, altlarına kaçırmaları veya tuvalet alışkanlı... Devamı

Giyinik Çıplaklar

2011-08-13 10:33:00

Kimseyi kandırmaya çalışmayalım lütfen. Hanımlar, çok doğum yapmak, pişirip ziyan olmasın diye bitirmek, günlere gidip ev sahibesinin ısrarını kıramayıp tabakları sonuna kadar sünnetlemeden mutfağa göndermemek gibi kendilerince çok geçerli nedenlerle erkeklerden daha fazla yağ dokusuna sahip olabilir. Hatta sırf bu nedenle daha çok terliyor da olabilirler. Ama  bu durum erkeklerden fazla açınıp saçılmalarının mantıklı bir gerekçesi olamaz. Sokaklara bakarsanız kapalı kadınların bile bir yerlerini açma temayülü gösterdiklerini hatta bu teşebbüslerini fiiliyata döktüklerini rahatlıkla görebilirsiniz. Evet hava sıcak. Pek tabi nem oranı da çok yüksek. Sırf bu nedenle daha çok sıcak basıyor. Ve daha fazla terliyoruz hepimiz. Ama terleyen ve sıcaklardan etkilenen sadece kadınlar mıdır ki, her sene nerelerini açacaklarını şaşırıyorlar? Erkekler kısa kollu gömlek veya tişört altına pantolonla pekala idare edebilirken, hanımlarımız her daim beylerden daha az giyindikleri halde yakalarını  ter nedeniyle sallayıp bir yandan da "of çok sıcak" derken neden menapozlu teyzeler gibi hergün her sene biraz daha fazla açınıp saçınıp, hala sıcaklardan şikayetçi olmaya devam etmelerini anlamak mümkün değil. Üstelik daha fazla örtünmesi gereken erkekler değil kadınlarken, aksinin sokaklarda arz-ı endam etmesini hava şartlarıyla açıklamak olaya sığ bir şekilde yaklaşmak demek olur.. Çünkü bu vücutlarını kasaptaki etler misali sergilemekten zevk alan bacı, abla ve teyzelerimiz kışın kar yağarken de açacak bir yerlerini mutlaka bulup yarı çıplak vaziyette dolaşmaktan vazgeçmiyorlardı. Sokakta peçeli veya çarşaflı hanımlar da dolaşıyor. Bu şeytan ve nefsin esiri olmuş şahs-ı muhtere... Devamı

Hoş Geldin Ramazan...

2011-08-08 10:47:00

Sevgili ve çok muhterem Ramazan. Hoş geldin sefalar getirdin. On bir ayda bir kez mutlaka uğruyorsun beldelerimize. Bize lahuti alemlerden ılık meltemlerle sevgilinin müjdesi olan selam ve rahmeti yanında getirmekten hiç vazgeçmedin. Seni her sene iyi ağırlayamadığımızın, memnun ve razı yolcu edemediğimizin farkındayım. Birçok zaman iftar ve sahurdan ibaret sandığımız teravihleri birçoğumuzun görmezden geldiği muhakkak. Hatta senin son on günündeki itikaf ibadetini yapmaya çalışan bahtiyarların sayıları ne kadar az değil mi maalesef. Müslümanlar olarak seni karşılarken yaşadığımız coşkulu havayı ilk günlerden sonra devam ettiremeyişimize daima üzülmüşümdür. Evet hele son iki senedir gelişin Ağustos sıcaklarına rastlayınca nasıl da teşrifini görmezden gelenlerin sayısı mantar gibi çoğalıyor, ellerinde biberon taşır gibi su şişelerini ağızlarına götürmekten haya etmeyen zümrenin arasına mazeretli olduğu için oruçtan muaf kafası kapalı hatunlar da katılınca nasıl bir hüzün içimi kaplıyor tarif etmem imkansız. Lütfen senin gelişine hürmetsizlik eden kendini bilmezlere bakıp bize küsme. "Burası nasıl bir müslüman memleketi? Siz ne müslümanısınız? Kandil mi? Bayram mı? Yoksa hiçbirisine hürmeti olmayan zavallı zümreden misiniz? Gidişimin ardından gelecek olan Bayram'a da böyle mi yapacak onu da ezecek ve üzecek misiniz?"diyerek kederimize keder katma! İçimizde sana hürmette kusur etmeyen ev sahiplerin adına senden rica ediyorum. Ne olur o kendini bilmez edepsizlere hidayet için ettiğimiz dualarda senin hürmetine diye yakarışlarımızda şefaatini bizden esirgeme. Muhterem Ramazan. Sen hürmete en fazla layık misafirimiz. Seni hakkıyla ağırlayamasak da, seni bağrımıza basıp anne gibi kucaklayamasa... Devamı

Twitter

2011-07-20 03:43:00

"Bugün çok canım sıkkın " "Off! Sıcaklardan çok bunaldım." "Ortaköy'de kahve içiyoruz".  Gibi geri zekalı mesajlar yazabilecağim bir twitter adresim bile yok. Alın size depresyona girmek için bahane arayan zamane gençlerinin bunalıma düşmeleri için geçerli bir neden.. Zαнidє Bαşαк Devamı

Deliler Diyarında...

2011-07-13 05:26:00

Deliler Diyarında Başına sıcaklar nedeniyle güneş geçmemiş. Kışın da soğuklar nedeniyle kafayı üşütmemiş akıllı adamlar ve dahi hanımlar arıyorum. Elimde fener diyojen misali hala normal birilerini bulacağımı hayal ediyorum. Etraf açık hava tımarhanesi gibi. Sokakta yollar onların malikanelerinin bahçesiymiş gibi aheste ve burnundan kıl aldırmayacak kadar kibirle dolaşan yaşlı -genç, kadın ve erkeklerle dolu. Bunların genlerini taşıyan çocukları da aynı özellikleri taşıdıkları için sokakları babalarının mülkü zannediyorlar. Hızlı yürüyene, elinde yükü olana, yoldan geçmek isteyene büyükbaş hayvanlar misali ters ve boş bakmayı ebeveynlerinden uygulamalı olarak sokaklarda öğreniyorlar. Birçok defa bu cinslerin veletlerinin annelerini istedikleri şeylere ikna etmek için tepinirken yaptıkları gayri tabi hareketler nedeniyle düşme tehlikesi geçirmişliğim vardır. Bunların anneleri çocuklarının 10 misli kiloda olmaları hasebiyle vücut üstünlüklerini en iyi kalabalık yarmakta kullanmaktadırlar. Kalabalıkları yarmak için tüm vücutlarıyla ittikleri insanlardan birisi de birçok defa yine ben olduğum için önümdeki insanlarla beraber zincirleme olarak düşme tehlikesinden kurtulmuşluğum maalesef pek çoktur.. . Sokakta yürüme adabı diye birşey öğretilmez mi? Bilmiyorum. Bana öğrettikleri için olacak herhalde mecburiyet dahilinde işim olmadıkça sokakları ve toplu taşıma araçlarını işgal etmemeye, otobüse binerken sanki eski zamanlarda gelin olmuş da ata biniyormuş gibi yavaş ve törensel binenlerin kul hakkına girdiklerini düşünerek olabildiğince seri olmaya azami dikkat sarfediyorum. Elinde yükü olanların bari üstüne üstüne yürümeseler nasıl ... Devamı

Süper!

2011-06-26 03:07:00

Sayısız yabancı kelime, önce dilimize yapışıp, sözlüğümüze usulca sokulduktan sonra kendine sinsice yer bulurken, birçok örnek arasında birisi kulağımı tahammül edemeyeceğim oranda tırmalamaya devam ediyor. "Süper!" Oysa ne kadar iyi niyetle ve masumca sarf edilen bir ifade. Bu nedenle karşınızdaki kimseleri kıramıyorsunuz ister istemez. Gariplik yokmuş gibi "estağfurullah!" diye cevap verip tebessümle karşılıyorsunuz. Yapılması gereken bu mu? Yahut içinizden geçen cevabı verebilir misiniz? Büyük cesaret ister ama cevap İhtimallerini sıralamak gerekirse: -- Süper mi? Allah Allah! --  İngilizce'mizi yurtdışına saklasak daha uygun olmaz mı? Türkiye'de Türkçe konuşalım. -- Süperim. Süpersin. Süper! Lay Lay Lom! -- "Muhteşem!", "Fevkalade! ","Olağanüstü!"," Çok beğendim.", "Şahane",  "Mükemmel", "Ne kadar ilginç bir fikir!" gibi alternatifler dururken yabancı kelimelere ne gerek var.. Lütfen Türkçemize sahip çıkalım.. Hepsi aklımdan geçiyor. Ama sonuncu şıkkı çok söylemek istiyorum.. Zαнidє Bαşαк ... Devamı

Sosyal Paylaşım Ağları

2011-07-26 05:16:00

Normal şartlarda insanlar fotoğraflarının herkesin eline geçmesinden hoşlanmazken bugün bu anlayış tamamem tersine dönmüş durumda. Şurada burada hemen her gördüğü yerde "bir fotoğraf çektireyim. Facebook'ta albüm yaparım. Çok beğenirsem de profil fotoğrafı olarak kullanırım" zihniyetinde olup bulabildiği her türden kamerası bulunan aletle çektiği fotoğrafları çok şahaneymiş gibi albüm albüm yayınlamaya doyamayan insanları hayretle seyrediyor ve gülüyorum. Anlayabilene aşk olsun. Bu kişilikleri anlayabilmek için psikologların görüşlerine başvurmamız lazım sanırım. Ya ben bu sosyal paylaşım sitelerini yanlış kullanıyorum. Yahut bu tiplerde bir anormallik var. Ayrıca gezip gördükleri her yerin fotoğraflarını mı yoksa kendilerini mi sergiliyorlar bunu da çözemiyorum. Çünkü çektikleri veya çektirdikleri karelerin 10/8'in de devamlı kendilerini görmekten hatta "burada da ne arıyor? Kenara çekilse de arkadaki manzara veya tarihi eserin tamamını görebilsek" gibi düşüncelere ister istemez kapılmam nedeniyle çoğu kimsenin gezdiği gördüğü yerlerin fotoğraf albümlerini incelemekten maalesef yeterince keyif alamamaktayım. Paylaşımlarını beğendikleri kişilerin ayrıntılı kimlik bilgilerini mahallenin muhtarı misali öğrenmeye çalışanlar da mevcut elbette. Yaşınız, cinsiyetiniz, adınız, soyadınız, nerede oturduğunuz, nereli olduğunuz, mesleğiniz vb bilgileri teker teker sormaktan büyük bir haz duymaları sebepsiz değil. Flört etmek için sanal dünyayı kötü emellerine alet etmekteler. Bunun yanında erkek olduğu için kadınları kadın olduğu için erkekleri eklemeyip, peçeli fotoğraflar kullanan sanal mücahid ve mücahideler mevcut. Bu tiplerin anlay... Devamı