İnsan ve Hayvan

2011-09-03 11:58:00
İnsan ve Hayvan |  görsel 1

 

“(Allah’ın) sizi yaratmasında ve (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda, (ve her canlıyı uygun ortamlarına göre yaymasında) kesin iman eden bir kavim için âyetler (nice ibretler) vardır.”

Casiye Suresi 4. Ayet

Siz hiç ağrıyan bir yerinden insan gibi yakınan bir hayvana rastladınız mı? Ya da kopan bir uzvu nedeniyle çevresindeki kendi cinsinden hayvanlara kin kusan bir mahlûka? Ya da sahip olduğu bağlandığı kimseleri kaybettiği için, kendisini yaratan Allah’a isyan eden bir başka hayvana?

Hayvanlardaki tevekkül ve sevgi duygusu bir çok insandakinden kat be kat üstündür herhalde..İçinde bulunduğu kendisine sunulan şartlar altında yaşamını mutlu mesut geçirmeye çalışır. Hiçbir zaman halinden şikâyet etmez. Hayata küsmez..İnsanlara karşı kin beslemez. Birçok zaman yaşadığı olumsuzlukların yegâne sebebi insanlar iken, kendisine az da olsa yemek ve su veren insanlara her defasında güvenmeyi tercih eder.

Peki, eşref-i mahlûk olan bizler neden sürekli isyan, şikâyet ve memnuniyetsizlik içinde yuvarlanıyoruz? Gördüğümüzde “ıyyy” deyip uzağından geçtiğimiz sokakta biçare yaşayan hayvanattan birçok dersler alabilecekken neden uzaklaşmayı tercih ediyoruz? Yoksa hayvanların bize ibret olması için yaratıldığından mı habersiziz?

Akıl sahibi ve mükellef olmanın bilincinden uzak Dünya’nın hayhuyu içinde kaybolup gitmek, bir kelp kadar mütevekkil olamamak insan kılığında gezen birçokları için bir züldür aslında..Elbet fark edebilene..

Akıl sahibi olmak çoğunlukla tehlikeli bir araziye girmiş olmakla eşdeğer.. Mükellef tutulan ile müsahhar kılınan arasındaki farkı özetlemek için birçok zaman gözlerinin güzelliği hariç hiçbir olumlu özelliği zikredilmeyen, hakaret edilmek istendiğinde misli gibi birkaç hayvan kadar fazlaca anılmanın ötesinde hemen hiç kıymet verilmeyen eşek’in günde 5000 defa rabbini zikri herhalde pek çoğumuzu düşündürmeye yetecek bir ölçü arz etmektedir. Birisine "eşek" diye yahut "eşek oğlu eşek" diye hakaret ederken, dönüp sırtına yüklenen ağırlıkları sorgusuz sualsiz taşıyacak ölçüde alçak gönüllü bu yaratığı bir defa daha düşünmek insaniyet icabı olsa gerek.

Birisine "köpek", "ayı", "eşek" ya da "domuz" derken, onu insanlar için yaratmış olan Allah’ı hatırlayıp bir kez daha tefekkür edelim. Birçok zaman insan olamamış mahlûklar için bu tür yakıştırmalar muhataba hakaret şöyle dursun, adı geçen hayvanın iyi ve güzel özellikleri nedeniyle bilakis iltifat bile sayılabilir..Hal böyleyken muhataba hakaret, hayvanata hakarete dönüşüverir ister istemez.

Sahi biz hakaret etmek istediğimizde neden hayvanları dilimize doluyoruz? Hangimiz insan kılıklı bel hüm edal’den gördüğü kötülüğün kaçta kaçını, bir zavallı ibretamiz hayvancıktan görmüştür?

Haberleri açıp kulak misafiri olayım dedim. Tecavüz, gasp, adam öldürme, vakaları millete haber diye sunuluyor. Zaten medyaya göre vahim olmayanın haber olma niteliği de yok.. Hal böyleyken bu tür vakaların, her gün temcit pilavı gibi halkın dimağlarına sunulması bizim korku toplumuna dönüşmemizin, büyükşehir ortamında abus çehreli, ve korku dolu bir edayla dolaşıyor olmamızın ana sebebi kanaatimce.. Amacım kötülüklerin çeşit ve sayıca bariz bir şekilde artış gösterdiği günümüzde, tedbiri elden bırakıp eski zaman şarkılarındaki gibi “Herkesle dost ol. Herkesle arkadaş” şeklinde bir mesaj vererek mantık dışı bir Polyannacılığı tavsiye etmek kesinlikle değil. Sadece korkunun ecele fayda vermediğine tam ve kamil bir inanç ile, seküler bakış açısının bir sonucu olarak kader ve kazaya imanı bu denli unutmaya yüz tuttuğumuzun farkındalığına işaret etmektir acizane..

Sokaktaki insanlara güvenmemekte haklılık payınız mutlaka var. Peki ya sizi yaratana ne kadar güveniyor ve teslim oluyorsunuz? Tam bir teslimiyetle candan bağlandığınızda yaşadığınız tecrübeleri bir düşünün isterseniz. Şayet hiçbir harikuladelik yaşamadım diyorsanız. Emin olun eksiklik kendinizdedir.

Tedbir ve tevekkül dengesini kurabilen akıl sahibi müminlerden olmak duasıyla..

Zαнidє Bαşαк

49
0
0
Yorum Yaz